Haber

Bosna Hersek neden bu kadar sık karışıyor? Dayton anlaşmasının rolü ne?

Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Sırp üyesi Dodik zaten oldukça hassas olan bu coğrafyayı tehlikeli sulara çekmenin peşinde. Ancak Dodik ya da Dodik gibi herhangi bir popülist liderin bu şekilde at koşturabilmesinde ve kitleleri manipüle etmeye çalışabilmesinde sistemin de payı büyük.

Ülkedeki “sistemi” anlamak aslında Balkanlar’ı da anlamak için oldukça kritik. İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğr. Üyesi Dr. Şadan İnan Rüma ve ANKASAM Avrasya Enstitüsü Uzmanı Gözde Kılıç Yaşın bölgedeki yapıyı anlattı.

‘DEVLET YAPISI SORU İŞARETİ’

Dr. Rüma ile öncelikle Dayton Antlaşması’na ve Bosna Hersek’teki yapıya değiniyoruz. Dayton Antlaşması’nın bölgedeki problemlerde payı var mı? Dr. Rüma’nın yanıtı “Elbette var” oluyor ve ekliyor:

“Çünkü antlaşma çatışmaları durdurma, silahsızlanmayı başarma ve silahlı grupları tasfiye etme konusunda evet, başarılı oldu ancak etkin ve adil bir kamu düzeni kurma noktasında başarılı olamadı… Devletin yapısı da çok ciddi bir soru işareti.”

Bosna Sırp Cumhuriyeti çok merkeziyetçi. Boşnak Hırvat Federasyonu ise çok desantralize. Hepi topu 4.8 milyon nüfuslu bir ülkede hemen her seviyede hükümetler, meclisler, başbakanlar bulunuyor.”

Dr. Rüma, bunların yanında “Dayton Antlaşması’nda etnik kimlik yurttaşlığa üstün tutuldu. Çünkü devlet, kurucu uluslar Sırplar, Boşnaklar ve Hırvatların devleti olarak tanımlandı. Devlet yurttaşlar değil, etnik kimlikler üzerinden tanımlandı. Ki Avrupa Konseyi’nin standartlarına aykırıdır bu ve sonradan çokça tartışılmıştır. Bu nedenle ayrılıkçılık engellenmedi” ifadelerini kullanıyor ve devam ediyor:

“Meşru Bosna Hersek devletinin toprak bütünlüğüne ve toplumsal birliğine karşı ayrılıkçı bir saldırı olarak değil, Bosna Hersek’teki etnik grupların birbirleriyle çatışması olarak değerlendirdiler. Bu çok ciddi bir yapısal hataya yol açtı. Bu yaklaşım açısından da çok vahim bir hataydı…”

‘TEMEL SORUN…’

“Temel sorun, hayatlarını emeğiyle kazanan sıradan insanların yaşamlarını kurabilecekleri etkin ve adil bir kamu düzeninin oluşturulmaması. Haliyle ortam bitmek bilmez milliyetçi söylemlere kaldı” diyen Dr. Rüma ayrılıkçılık tehdidinin bu yüzden hala sürdüğünü vurguluyor. Dodik de aslında bundan besleniyor.

Gözde Kılıç Yaşın ise “Rus basınında Müslüman Boşnak gençlerin gizlice dağlarda askeri eğitime tabi tutulduğu, Sırp basınında sarhoş bir Müslüman’ın ‘Allahu Ekber’ diyerek şuraya buraya saldırdığı haberleri üretiliyor. Savaşa karşı olan Sırplarda korku yaratmak, nefret ve intikam duyguları canlandırılmak isteniyor” diyor ve ekliyor:

“Boşnakların milli kimliklerine değil de dinlerine vurgu yapılması ise açıkça bölgedeki değişimi İslamofobi üzerinden tetiklemek amaçlı görünüyor.”

ABD’DEN YAPTIRIM

Bu açıların farkına varınca ABD’den gelen son haberin anlamı da değişiyor. Yeni yılın ilk haftasında ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Dodik ve kontrolündeki Alternativna Televizyonu’nu, yolsuzluk faaliyetleri ve Bosna Hersek’in istikrarı ile toprak bütünlüğüne yönelik devam eden tehditleri nedeniyle yaptırım listesine ekledi.

9 Ocak’ta ise Bosna Sırp Cumhuriyeti’nde ve Sırbistan’da “Sırp Cumhuriyeti Günü” kutlandı. Bosna Hersek’te anayasaya aykırı olmasına rağmen kutlanan bu günde milliyetçiler dehşet görüntülere imza attı. Milliyetçiler, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soykırım, savaş ve insanlığa karşı suçlardan ömür boyu hapse mahkum edilen eski Bosnalı Sırp general Ratko Mladiç’e de övgüler yağdırdı.

2022’de seçim var. Dodik bu söylemleri bir seçim stratejisi olarak da kullanıyor. Ancak bu tehlikeli oyun, açıkça Rusya ve Çin’in NATO’yu baskı altına alma stratejisi kapsamında etnik sorunların kaşınması sonucuna da yol açıyor.

‘İNSANLAR BIKTI…’

Bu bilgiler kritik ve aslında birbirleriyle bağlantılı. Dr. Rüma öncelikle savaş ihtimaline yönelik uluslararası toplumun bunu engelleyecek mekanizmaları olduğunu ifade ediyor ve çarpıcı bir noktaya değiniyor:

“İnsanlar bu milliyetçi çatışmalardan bıktı. Bosna Hersek de Balkanlardaki ya da Doğu Avrupa’daki pek çok ülke gibi göç nedeniyle genç nüfusunu kaybetmiş bir bölge. Siyasiler -hangi etnik gruptan ya da siyasi anlayıştan olursa olsun- gençlerine hayatlarını kurabilecekleri bir düzen sunamadılar.”

metin.aktasoglu@haberglobal.com.tr 

Kaynak: Web Özel

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu