Haber

Herkesin gözü İsveç ve Finlandiya’nın üzerindeyken NATO, Çin’e ne dedi?

NATO liderlerinin Madrid’de düzenlediği zirvenin asıl gündem maddesini Rusya-Ukrayna savaşı oluşturdu. Fakat, liderlerin yayımladığı “2022 Stratejik Konsept” belgesinde Çin’le ilgili yer alan ifadeler dikkat çekiyor. NATO belgesinde, ilk defa Çin’in örgütün güvenliğine, çıkarlarına ve değerlerine karşı hırslı politikalar sergilediği ifade edildi.

Belgede, Rusya’nın hala örgüte karşı en büyük tehdit olduğu belirtilirken Çin’in de bir ‘meydan okuma’ olarak vurgulanması, akıllara “Yeni bir Soğuk Savaş mı yaşanıyor?” sorusunu getirdi. Ayrıca, bir Avrupa kıtası örgütü konumundaki NATO’nun son zirvesine Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda’nın davet edilmesi de “Batı kavramı” Pasifik’e doğru ilerliyor yorumlarını da beraberinde getirdi. Rusya, zirvenin ana konusuydu tabii ama ABD’nin Pasifik’teki müttefiklerinin zirveye davet edilmesi ve NATO’nun Çin’e karşı sergilediği tavır da bir o kadar dikkat çekti.

YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ Mİ KURULUYOR?

İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, 2022 Stratejik Konsept belgesinde Çin’le ilgili ihtiyatlı bir açıklama yapıldığını belitti. Oğuzlu, “Belgede Rusya’nın açık bir tehdit olduğu açıkça ifade edilmiş; Çin söz konusu olduğunda o kadar açık tehdit ifadelerinin yer almadığını görüyoruz” şeklinde konuştu. Oğuzlu’ya göre; belgede sadece Çin’den kaynaklanan zorluklara yer verildi. “Üslupsal bir fark mevcut. Yani Çin’le işbirliği yapma kapısı açık bırakılıyor” diyen Oğuzlu, fakat dokümanda ilk kez Çin’in adının geçmesinin çok önemli olduğunu kaydetti.

Tayvan ve Çin arasında, Tayvan Boğazı’nda suların ısınması, ABD’yi de yakından ilgilendiriyor. Harita: Haberglobal.com.tr

Oğuzlu, “Bu da ‘işler umduğumuz gibi gitmezse Çin’e de Rusya’ya baktığımız gibi bakabiliriz’ olarak yorumlanabilir. Çin’i ‘zorlama kategorisinden’ ‘tehdit kategorisine’ geçirmenin de kapısı açık bırakılmış” değerlendirmesinde bulundu.

Çin’in bu durumdan memnun olmayacağı ama “Batı bizim düşmanımızdır” gibi üst perdeden bir tepki de vermeyeceği kanaatinde olduğunu aktaran Oğuzlu, “Çin, kendisine karşı tepkilerden dolayı iki yıldır ihtiyatlı bir dış politika sergiliyor. Aşırı bir tepki vereceğini düşünmüyorum” dedi.

BATI KAVRAMI PASİFİK’E DE Mİ KAYIYOR?

Tarık Oğuzlu, bir Batı örgütü olan NATO’nun Madrid’deki zirvesine Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda’nın davet edilmesinin de önemine vurgu yapıyor. 2022 Stratejik Konsept belgesinde kimlerin NATO’ya üye olabileceğinin net bir şekilde açıklandığına işaret eden Oğuzlu, “NATO, bir Avrupa kıtası örgütü; küresel bir örgüte dönüşmesi mümkün değil. Pasifik ülkeleriyle, ABD’nin Pasifik’teki müttefikleriyle stratejik bir ortaklık yapıyor ama bu yeni bir şey değil. Bu durum, genişletilmiş bir Batı kavramı oluşturulmasında da önemli bir veri sunuyor” dedi.

NATO BİR RUS-ÇİN ASKERİ İŞBİRLİĞİNİN HESABINI MI YAPIYOR?

İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, Çin’in son zamanlardaki tutumuna ilişkin, “Tayvan’ı işgal etmek gibi felaket sonuçları olabilecek bir fikre sahipler” diyerek, birliğin Çin’e karşı tutumunu özetliyor. Avrupa Değerleri ve Güvenlik Politikaları Ofisi’nde Tayvan politikaları biriminin başında bulunan Marcin Jerzewski, NATO üyelerinin olası bir Çin-Rus askeri işbirliğini düşündüklerini söyledi.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden önce de Putin, Pasifik kıyıları üzerine politikalar geliştiriyordu. Jerzewski, ‘Çin ve Rusya’nın ortak çıkarları oluştukça’ NATO’nun Çin’i de bir tehdit olarak görebileceğini ifade ediyor. NATO zirvesine ilk kez davet edilen Yeni Zelanda’nın Başbakanı Jacinda Andern’in ise “Çin’in uluslararası normları daha fazla zorlamak istediğini” söylemesi dikkat çekti.

Yeni Zelanda, Çin’in ülkesinin güneyindeki askeri faaliyetleri sebebiyle Solomon Adaları ve Çin’le bir güvenlik paktı imzalamıştı. Ülke yetkilileri bölgenin istikrarı için bu pakta güveniyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian ise NATO’nun kendilerine yönelik bu tavrını ‘Soğuk Savaş mantalitesi’ olarak yorumluyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında bir temas olmadı. Savaştan önce bir araya gelen ikili işbirliklerinin ‘sınırı olmadığını’ söylemişti.

Ek kaynaklar: NATO, Al Jazeera

Kaynak: Web Özel

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu